SEL FELAKETİNİN ARDINDAN
| SEL FELAKETİNİN ARDINDAN | |
|
Ormanları yok edip yağmalarsan,maden çıkarma adına doğayı katledersen,fosil yakıtlara dayalı enerji santralleri kurmaya kalkışırsan,geri teknolojilerin en kirleticilerini yurda sokarsan,Tarım alanlarını sırf rant uğruna imarsız ve plansız yapılaşmaya açarsan,gecekondu tipi işyerlerini sanayi diye yutturmaya çalışırsan, Aliağa’daki gibi Belediye Meclis kararıyla dere yataklarını değiştirirsen, yağan yağmurun doğal akış yollarını da kesmiş olursun. Başta İstanbul olmak üzere yurdun bir çok yerinde evvelce pek duymaya görmeye alışık olmadığımız hem mal hem can kaybına neden olan sel felaketleri yaşıyoruz. Yağmurun yağması normal bir tabiat olayıdır. Uzun süre yağmayıp, birdenbire olağan dışı yağması normal bir tabiat olayı değildir. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım felaketi değerlendirirken “Bu birdenbire olan bir şey değildir.Yılların birikimidir. Doğaya ne kadar saygı gösteriyorsak, doğa da bize o kadar müsamaha ediyor. Aksi halde bize cevabını veriyor” dedikten sonra ilave olarak İcra makamında olmanın zorluğuna dikkat çekerek muhalefetin (CHP) eleştirilerine karşılık, “Keşke mümkün olsa da bu roller değişse, o zaman tenkid edenlerle edilenlerin pozisyonunu karşılaştırabilsek.Konu o zaman daha net ortaya çıkacak” demiştir. Sayın Bakan, biliyoruz ki roller değişse hızlı tren diye yutturulan ve bir çok vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan tren kazası olmazdı.Yine biliyoruz ki o ithal edilen raylar roller değişseydi ithal edilmezdi.Yine biliyoruz ki roller değişseydi,hurafelerin öngörüleri değil,bilimin aklın egemenliğiyle yapılacak işler sıfır hatayla sonlanırdı.İcra makamı sorumluluğu da onu gerektirirdi. Sayın Bakan; Doğa kendisine yönelen talan ve yağmanın karşılığını elbette verecektir. Denizler Tsunami ile elbette kükreyecektir. Topraklar elbette çölleşecektir. Depremler (fay hattında olmasa bile) Konya gibi yerlerde elbette hissedilecektir. Aslında hiç kimse, ama hiç kimse Bu ve benzeri felaketleri mal ve can kayıplarını tanrıya yükleyip sorumluluklarının üstünü örtemez,suçu da doğaya yükleyemez.Çünkü yaşadığımız bir doğal afet değildir,Doğa ve insan katliamıdır.Cinayettir. Biliyoruz ki Kıyılar yağmalanmasa,Denizler doldurulmasa, Ormanlar talan edilmese , kentlerin imar planlarıyla oynanmasa,rantçılara göz yumulmasa,arazi mafyalarına geçit verilmese çocukluğumuzun,gençliğimizin kırkikindi yağmurları bereket olarak belli bir ritmle yağacak ve bize “ Yağmur vururken cama/ dalarken gece gama/özleyen kollarıma/usulca sokul yeter “ şarkısını söyleterek bu dünyanın tadını çıkarmak mümkün olabilir. 15.09.2009 |
15.9.2009 | Bu Yazıyı Yorumlayın | Arkadaşınıza Gönderin



